Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2010 Salı

Meğğğmet Ooorelyo Beşiktaş'ta

Geçtim Gürkuf'un bilgisayarına, açtım fotoşopu... (Çıktım taşın üstüne, açtım bacaklarımı der gibi oldu gerçi böyle yazınca) 'Gürkan yapınca oluyor da ben yapınca neden olmasındı ki?' diye düşündüm. Sonra Margırıt geldi, seviştik. Sonra Margırıt gitti yine seviştik... Olayın Margırıt'la bir alakası olmadığını anladık. Aynı esnada Nüyork Sity'nin tenha köşelerinde Canıtın, Cenifır'dan bir alt dudak istemekteydi.


"Çocukken da Bejiktaj'lıydım."

20 Ağustos 2010 Cuma

Full'le Demirören

Fotoşop: El emeği

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Yeni Açık 2010/11: Guti. Haz İmza Töreni

Yazıya vaktim yok da yine videoya aldık töreni zaten. Cloverfield etkisi devam ediyor yalnız, yine belirteyim. 2. videonun son saniyelerinde Şaban ile olası podcast girişimimizin ilk görüntüleri mevcut. Yer yer çirkinleşmişiz, apaçi olmuşuz...



17 Haziran 2010 Perşembe

Hanım Koş, Insua Geldi!

Yıllardır transfer haberlerinde manşetlerden düşmeyen, her transfer döneminde Galatasaray ile anılan ama bir türlü ülkemize gelemeyen Insua sonunda Türkiye'ye geldi. Bursaspor Riquelme falan derken Insua'yı çıkarttı aradan. Birkaç gündür haberler internette dolaşmaya başlamıştı ama ilk duyduğumda sanki yine o iki sene önceki Aimar, bu seneki Riquelme haberleri gibi gelmişti bana. Pek ihtimal vermemiştim bu transfere. Gerek yıllardır Galatasaray ile alınıp gel(e)memesinden gerekse de Bursaspor'un böyle bir transferi yapacağını düşünmediğimden.

Insua transferi konusunda da henüz net bir fikir sahibi değilim şu anda. Kendisini daha önce izlemediğimden iyidir, kötüdür diyemiyorum tabii hakkında. Fakat esas kafamı kurcalayan Bursaspor'un öncelikli ihtiyacı olan bir transfer olmaması. Orta sahamız Ergic, Bekir Ozan, Hüseyin Cimşir ve Kirita 4'lüsüne emanetken Insua'yı transfer etmek biraz garip geldi bana. Kaldı ki savunmada da Tuna'nın da ayrılmasıyla Ömer Erdoğan ve İbrahim kalmış durumda sadece. Öncelikli transferlerin bu bölgelere yapılmasını bekliyordum. Bu yüzden günlerdir konuşulan bir Servet transferi belki daha iyi olabilirdi bugün.

Fakat yine de ne olursa olsun Arjantin milli takımında kısa süre de olsa forma giymiş ve Boca Juniors ile birlikte önemli bir kariyer yakalamış oyuncu. Bu gözler adı sapı bilinmeyen Batalla'yı bile gördükten sonra umutlanıyor ister istemez. Insua'nın gelmesi herşeyden öte Bursaspor'un vizyonu için bile önemlidir. Yapmak istediğimiz diğer transferler için bile referans olabilir. Zaten söylenilenlere göre Napoli'li German Denis de yoldaymış. İyiden iyiye Arjantin takımı olmaya doğru gidiyoruz.

Insua transferi hakkında henüz net bişey söyleyemesem de güzel ve başarılı bir transfer. Tabii burdaki şartım gerekli olan bölgelere takviyelerin devam etmesi. Forvet geliyor deniliyor, orta sahaya mutlak transfer yapılmalı ve savunmaya da. Hatta Ali Tandoğan için bir yedek bile transfer edilmeli, seneye o kadar maçı kaldırması biraz zor gibi. Bursaspor şampiyon olurken ucuz ve maliyetsiz oyunculardan dengeli ve savaşçı bir kadro kurmuştu, umarız bu karakter bozulmaz. Gerisi önemli değil.

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Ulan Yine Biri Yeşil Işık Yakmış!

Sezonlar kapandı, şampiyonlar belli oldu ve transfer söylentileri hızlandı. Dünya Kupası'ndan sonra iyice boku çıkacaktır ama David Villa'nın Barcelona transferi büyük bir başlangıç oldu. Chelsea'nin ve City'nin Torres'i istediği, Fabregas için yapılan Arsenal-Barcelona kavgası, Villa transferinden sonra takımda artık iyice gözden çıkan Henry'e West Ham'in göz koyması derken sezona gayet etkili bir şekilde giriyoruz. (Ronaldinho'yla da City ilgileniyormuş. Son dakika gelişmiş...) (Arsenal de Chamakh'ı almış, bu da son dakika arkadaşların elime ulaştırdığı bilgi olarak kayıtlara geçiyor.)

Öte yandan da bizim ülkenin gündeminde Bursaspor'un başarısı ve Aziz Yıldırım var. Milliyet'e göre başkanlığa geri dönen Aziz Yıldırım Daum'a; "Seneye Şampiyonlar Ligi'ni nasıl kazanırız, rapor hazırla hele ve kalmak istiyorsan bizi ikna et!" demiş ve rapor istemiş. Bu habere bakacak olursak Daum seneye Fenerbahçe'de duramayacak zira Fener'in seneye Şampiyonlar Ligi şampiyonu olacağına kimsenin ikna olacağını sanmıyorum, Aziz Yıldırım'ın bile. Şaka mı bu?

Bursaspor'da da gördüğüm kadarıyla gündemde sadece bir tek isim var o da Volkan Şen'e Beşiktaş'ın yaptığı söylenen; "Bir miktar para + 2 yabancı ve 1 yerli oyuncu" teklifi. Bursaspor'dan "Hehehe adam mı sikiyonuz allasen?" cevabının gelmesi an meselesi sanırım. Eldeki 'harcanmış' yabancıları nasıl bir yerlere kakalayabileceğini düşünen Beşiktaş bir kısmını Türkleştirip Fener'e ya da Galatasaray'a gönderebilir mesela.

Galatasaray Serdar Özkan ve Mehmet Batdal'ın işini erkenden bitirdi. Arda'nın Tottenham transferi söz konusu ama ne olacağı belli değil. Bir de Elano ve Kewell hadisesi var ki ben ise daha çok Servet'in ne olacağını düşünüyorum. Servet'i bir defans oyuncusu olarak severim ama beton delen sünkürükleri başta olmak üzere insanlık namına bir şey ifade ettiğini sanmıyorum.

Trabzon'da ise ses seda yok. Kupa tatmin etmiş gibi gözüküyor, inşallah öyle değildir. Fakat daha önce başka bir yazıda yazdığım gibi Umut Bulut ve Alanzinho ya Şenol Güneş'in gazabına uğrasınlar ya da gönderilsinler. Bencil futbol-cu- Trabzonspor'a yakışmıyor. (Lafa gel, sanki kırk yıldır Trabzon maçlarını kaçırmıyorum.)

Bakalım daha kimlere kimlere forma giydirmek nasip olacak bizim Gürkan'a... Adam seviyor dayı bu işi... Eskiden bir karton üzerinde bebek figürü ve kıyafet tasarımları verirdi gazeteler, alırdın önce bebeği sonra kıyafetleri keser sonra bebeğe kafana göre giydirirdin. (Ayşecik mayşecik olurdu adları) Sen giydirir miydin bilmiyorum gerçi de ben giydirmezdim, böyle samimi konuştuğuma bakma. Fakat kardeşim giydirirdi. Ben de kardeşimin giydirdiği o bebeklere gazetede görüp sevmediğim ünlülerin kafalarını oradan keserek yapıştırırdım. (Racon kesmiyoruz icabında, kafa kesiyoruz. Fakat gazeteden, kuru sıkı.) Gürkan'ın yaptığı işi ona benzetiyorum. Fakat niye bu saçma sapan şeyi bu kadar uzun bir paragrafta paylaşma ihtiyacı duyduğumu bilmiyorum. Yazıya bir son bulamadığımdan olabilir. Halbuki nokta koyunca bitiyor, değil mi? O kadar da çok nokta kullandım halbuki, hiçbirinde bitemedi, şimdi nasıl bitecek? Ha! Belki de...

.

Fuck You Archibald!

Berbatov'u sevmem... Gol atarsa sevinirim ama iki yüzlü puşt bir taraftar imajı da vermek istemem, o yüzden açıklayayım, United adına seviniyorum! Berbatov hakkında yüzümü gülümseten tek şey Batug forumlarından ve Torino'lu blog'dan Arda başkanın onu Rock'n'Rolla'daki Archie'ye benzetmesiydi bir James Joyce gününde.

Ve Sir kendisine kucak açmış, "Satılık değil..." diyerek.

Love United, Hate Berbatov... Tottenham'e geri dön!

21 Mayıs 2010 Cuma

David Villa @ Camp Nou

Yeni transfer Villa taraftar karşısına çıkarıldı. Barcelona'nın yeni forması da görücüye çıkmış oldu. Yeni formalar için, buraya.

19 Mayıs 2010 Çarşamba

David Villa @ Barca

Geçen sezon Real Madrid forması giydirmişiz Villa'ya, ama o transfer olmadı. Gel gör ki Barcelona sezon biter bitmez işi bitirdi, imzayı attırdı. Villa artık Barcelona'da, tören cuma günü.

Fotoğraf Getty'den, işlemesi bizden.

4 Mayıs 2010 Salı

Q7

Ortaklığın Adresi:Süleyman Seba Cad. No:48 BJK Plaza B Blok Zemin Kat Beşiktaş İSTANBUL
Telefon ve Faks No.:(212) 310 10 00 - (212) 258 81 94
Ortaklığın Yatırımcı/Pay Sahipleri İle İlişkiler Biriminin Telefon ve Faks No.su:(212) 310 10 00 (107-156) - (212) 258 81 94
Yapılan Açıklama Ertelenmiş Açıklama mı?:Hayır
Özet Bilgi:Quaresma ile görüşmelere başlanmıştır.

AÇIKLAMA:
Açıklanacak Özel Durum/Durumlar:

İtalya futbol takımlarından Inter'in oyuncusu Ricardo Quaresma'nın transferi konusunda kendisi ve kulübü ile görüşmelere başlanmıştır.


fotoşop: Sence?

5 Ocak 2010 Salı

Alberto Aquilani

Guardian okurlarının bu seferki hedefi Liverpool'un sene başında Xabi Alonso'yu Real Madrid'e göndermesinden sonra büyük paralar ve umutlar karşılığında transfer ettiği Aquilani'nin sezon başından bu yana oynadığı maç sayısının bir elin parmaklarını geçmemesi olmuş.

Foto: Guardian

2 Eylül 2009 Çarşamba

Rubio TRT'de

Timberwolves menajeri Kahn'ın uğraşları sonuç vermedi. Draft'ın 5. sırasından seçilen İspanyol en az 2 sezon daha İspanya'da. Juventut'tan Barcelona'ya geçti ve 6 yıllık anlaşma imzaladı. Barcelona 2 sezon sonra NBA'e gitmek istediği taktirde kolaylık sağlayacağını açıkladı. ACB bu sezon TRT tarafından yayınlanacak. Murat Murathanoğlu ve Yiğiter Uluğ olacak perde arkasında. Belki NBAtv'de değil ama TRT'den izleme şansımız var Rubio'yu. Bakalım TRT maçın skorunu görmemizi engelleyecek hareketlerde bulunacak mı?

Fotoğraf: AP

28 Ağustos 2009 Cuma

Bomba Patladı!

Ben Van der Vaart falan diyorum tabi hayaller kurup. Hayır, yapılmayacak, getirilemeyecek bir adam da değil. Van der Vaart olmasa da olur, Tabata'dan daha iyisini getirirsin bu takıma. Tabata'ya 10 milyon euro veriyorsan daha iyisini getirirsin dayı. Şaka gibi lan, 10 milyon euro. Biraz önce 8 duydum, ha 10 ha 8 anasını satayım.

28 Temmuz 2009 Salı

Eto'o #9

Fotoğraf: Getty Images

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Ibra #9

Ibrahimovic resmi imzayı attı, Eto'yu da el sallayarak giderken gördüm fotoğraflara bakarken. Real Madrid gibi şov olayına girmemiş Katalanlar. Biz şovu sahada yapıyoruz abicim ne gerek var bu yazın sıcağında binlerce adamı stada doldurmaya diye düşünmüş olabilirler, haklılar da. Bir aya kalmaz başlıyorlar yine mest etmeye. Gerçi Eto-Ibra takası bana beklenen etkiyi yapmayacak gibi geliyor ama Barcelona bi kişi yüzünden bozulacak takım da değil. İtalya'yı da Fikret Engin ve Murat Özarı anlatıp yorumlasın artık, benden pas bu yıl.

Fotoğraf: Getty Images

25 Temmuz 2009 Cumartesi

Eto'o 4 Ibra

Fotoşop: Orange

7 Temmuz 2009 Salı

Panel Konusu: Kademe Anlayışı, Volkan Demirel'in İmzası ve Türk Şeyhleri

İyi mi oldu? Kötünün iyisi olduğudur benim görüşüm. Verilen parayı duyunca da dudağım uçuklamadı değil. Haberin kaynağı NTVSpor, verdikleri rakam da 2 milyın yuro'da anlaşıldığı dört sene için. Sanırım bu oda-kahvaltı fiyatı.

Asıl dikkatimi çeken ise şu oldu;
1 ay önce pazarlık masasına 2,5 milyon Euro talebiyle oturan Volkan'ın menajerine, sarı-lacivertli yönetim 1 milyon 200 bin Euro önermişti. Taraflar yapılan sayısız görüşmelerde kademeli olarak birbirlerine yaklaşırken sonunda 2 milyon Euro üzerinde anlaşma sağlandı.

Taraflar kademeli yaklaşmış da Aziz biraz daha fazla adım atmış gibi. Yaklaşımlarda 400.000 Euro gibi bir fark var. Azımsanacak bir miktar değil. Paranın fazla olup olmaması da yazının bu kısmında derdim değil.

Benim merak ettiğim, Volkan'ın ve menajerinin istediği paraya bu vakte kadar direnen, gitti-gidecek-gidiyor haberleri çıkınca umursamaz tavırlar içerisinde olan, daha dün yeni antrenörleri Daum'un bile; 'Volkan benim birinci kalecim ama anlaşma olmazsa da yönetime kaleci isimleri sunarım.' diyerek pipisini gösterdiği Fenerbahçe yönetimi hangi akla hizmet işi yokuşa sürmüştür?

Hemen kendime cevap vereyim; 'Fenerbahçe Volkan'ın kendini ucuza satmayacağını bildiği için orta yolu bulmak amacıyla kapıyı 1 milyın 200'den açtı. Zaten 2 milyın onlar için Volkan'a önerilebilecek bir paraydı. Eğer baştan 2 milyın önerselerdi Volkan daha fazlası için direnebilirdi vs. vs.' Zeka parıltılarımı görebiliyorum. Bu noktada da Volkan'ın aldığı bu paranın şişirme ve gereksiz olduğunu savunuyorum.

Türkiye'nin mevcutlar dahilinde en iyi kalecisi olması, milli kaleci olması hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Servet düşmanlığı yapmak istemem, Volkan'la da sınırlı kalmak istemem ama bu çılgınlık! Bugün bu ülkede Bağ-Kur emeklilerine 5 liralık zam uygun görülüyor! Bunların içinde tahsilini yapmış, terini akıtıp vergisini vermiş bir çok insan var. Bir memurun 2 milyon kazanması gerektiğini söylemiyorum, 5 Liralık artışın komik olduğunu vurguluyorum. Bugün bu ülkede böyle abeslikler yaşanırken paraların futbolculara bu şekilde saçılması o kadar anlamsız geliyor ki...

İyiden iyiye Dubai'ye benzemeye başladık. Şeyhlerimiz de yavaş yavaş belli oluyor. Gerek Türk futbolunda, gerek diğer platformlarda. Misal Turgay Demirel, ben yazmadım profesyonel basketbol ile ilgili yazı yazacak bilgim olmadığından, bizimkiler yazar ya da olmadı başka bloglarda çıkar diye bekledim ama denk gelemedim. İsrail'i önce turnuvaya davet edip, sonra da 'gelmeyin' diye haber yollamış bir insandan bahsediyoruz. Allah ile kulu arasına girmek istemem o yüzden havale hizmetimi uzun süre önce servis dışı bıraktım ama koltuk ile kul arasına girebilirim. O nasıl bir zamk öyle? Kendimi bildim bileli o koltukta Turgay Demirel oturuyor. Bir numarasını da göremedik hani. Yoksa ben mi bir şeyleri kaçırıyorum gözden?

Hatam varsa, dilim sürçtüyse affola. Volkan'dan girdim nerelerden çıktım...

:berege mode on:

E, Ne Desem Laf Değil...

Bilirsiniz, konserlerde ön sıralarda durup sevdiği sanatçı için götünü başını yırtanlar vardır. Bayanlar misal, bir yandan Tarkan diye bağırıp bir yandan boğazlı kazaklarını çekiştirmekten göğüs dekoltesi hâline getirirler.

İbo konserlerinde de görebilirsiniz ya da Orhan Gencebay. Oralarda da erkeklerin kafalarına bant bağlaması meşhurdur. Bir tek ağızlarında bıçak eksiktir, o da olsa hepsi birer John Rambo adayıdır zaten aslında.

Rock - Metal türlerinin konserlerinde ise bir headbanger'lık müessesesi ki almış başını gitmiş. Başını alıp gitmek bir metafor ürünü değil burada. Onlar da farklı bir alemin insanları, kendilerini diğerlerine nazaran elit görürler. Ertesi gün boyun tutulmasının acısıyla yorganı bacak arasına sıkıştırırlar o ayrı.

Hiçbirini yargılamıyorum elbet. Herkesin müzikten aldığı zevk bambaşkadır. Hepsinin ortak özelliği, fırsat bulunca sahneye atlayıp odak noktası olan insanı ellemek, dokandırmak, öpmek vs. oluyor. Büyük bir hastalıktır bu sahnedekine dokunma arzusu.

Bu kadar büyük çapta, belgeselde görüntülerini seyretmiş olduğum Beatles'ın Amerika çıkarması var mesela. Hakikaten çıkarmadır ama o da. O meşhur pozları vardır hani, uçaktan inerken havaalanındakilere el sallama pozu. Orada çıkarıp s.klerini sallasalar, insanlar tapınabilirlerdi o derece.

İlgi alanım Beatles olduğu için böyle tabi durum. Elbette başka gruplar, sanatçılar için de bu tarz yığılmalar söz konusu olmuştur. Ama bir futbolcu için ben bu gözlerle ilk defa böyle bir manyaklık yaşandığını görüyorum. Beatles için olanına BeatleMania denmiş, bu da olsa olsa CR-Mania; Real'in yaptığı da Stadium Frenzy olarak adlandırılabilir.

Zaten şu son fotoğrafta sahaya atlamış eleman ve Ronaldo'nun hâlleri bana, Afrika'ya bereket getireceği vaadiyle, yeraltı kaynaklarına göz dikmiş bir girişimci ile halkın ilk buluşmasını hatırlattı. Real'in malı deniz, yemeyen...

Ronaldo'nun Yerine Mesut?

Bugün Hürriyet gazetesinde (HaberTürk de olabilir) gördüm başlığı, 'Ronaldo'nun yerine Mesut' diyorlar.

Yazının başrol oyuncusu Baba Özil diye bir karakter. Bana Baba O'Riley ve Baba Zula'yı çağrıştırdı. Mesut'a çok teklif varmış, önce bunu doğruluyor bir. Sonra da United yetkililerinin kendileriyle temasa geçtiklerini doğruluyor. Buraya kadar eyvallah. Sonra da her tür fedakârlığı yapmaya hazırmış United yetkilileri, onu söylüyor Baba Özil. Ona da eyvallah.

Kısacası habere komple eyvallah da o başlık nedir abicim? Ronaldo'nun yeri derken Brezilya sahillerinden bir balık restaurant'ı kastedilmiyorsa ya da veliahtı olarak belirtilmiyorsa eyvallah. Mevki olarak orada olabilir elbet ama 'onun yerini alır' gibi bir anlam varsa kusura bakmasınlar ama Mesut o kalibrede bir oyuncu değil.

Bütün bunları unutup, United için yararlı olup olamayacağını düşünmek gerekirse şunu diyebilirim; 'Ne bileyim lan?!'

Werder Bremen'deki maçlarını seyrediyordum Mesut'un, beğenirim oynadığı futbolu ama sonuç itibariyle Alman altyapısından yetişip, Alman kulübünde parlayan bir oyuncunun da Premier Lig'de ne kadar başarılı olabileceğini önceden kestirmek pek mümkün olmuyor.

Ben isterim Mesut'un United'a gelmesini. Gelmesinin ardından da kalıcı olabilmesini, nasip diyoruz.

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Maç Değil, İmza Töreni!

Kaka'dan sonra Ronaldo da Santiago Bernabéu'ya çıktı. 9 numaranın karşısında rakamlar resmi olmasa da 80.000 taraftar vardı, aynen beklendiği gibi...

Fotoğraflar: Getty Images

Geliyor

Real Madrid taraftarı bu akşam taraftara tanıtılacak Ronaldo'yu bekliyor. 90.000 kişilik bir gösteri olması bekleniyor Barnebau'da. Ulan bi senede o kadar taraftar toplayamayan takımlar var arkadaş, ayıptır. Ronaldo'nun da yapmayacağı şebeklik, etmeyeceği laf kalmaz benden söylemesi. Messi'yle görüşeceğiz, Barca'yı dağıtacaz gibilerinden. İşin boku çıktı nasıl olsa.

Fotoğraflar: Getty Images