Bir Zamanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bir Zamanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2011 Cumartesi

Futbolcusun Dediler Kiz Vermediler #1

Unlu bir futbolcu olmak istiyordum kucukken... Donemimin bir cok veledi gibi ben de bu hayalle kavruluyordum ama seneler sonra anlayacagim beyin kivrimlarimin bir cok kisiden farkli olmasi sebebiyle garip bir futbol anlayisim vardi, ki bu da futbolcu olamamama sebebiyet verdi.

Enistemin kardesi sehrimizin takiminda gayet etkin rolu olan bir sahisti. Bize oturmaya geldiklerinde (Ilahi Turkce, sen adami oldurursun...) 'Seni futbolcu yapalim yeaaa' diye her mevki sahibi insanin akrabalarini bir yerlere yerlestirme isteginden oturu ortaya fisek atinca hic kafamda yokken anlik bir hayal gucunun de etkisiyle kendimi bir Eric Cantona, bir Feyyaz Ucar gibi dik yakali formayla hayal etmistim. Simdi cocuk olsam Batuhan Karadeniz gibi gorurdum, Raul'un tasaklarini falan sikardim herhalde, her neyse...

Bir sure yazligimizin oldugu yerdeki mahalli takimla idmanlara ciktim. 'Sehirden gelen simarik pic kurusu' damgasini daha sahaya adim atar atmaz yedigim icin dogru durust pas bile alamamistim, nasil gosterecektim kendimi?

Kafami karistiran seyler yasamistim. O zamanlar Ajax, Barcelona, Milan ve turevleri dunya futbolunun amina koymaktaydilar, bizler de bunlari simdiden farkli olarak keyifle izleyebilmekteydik televizyondan. (Anasini sikeyim yayin ihalelerinin, endustriyel futbolun...)

Tabi bunlari gorurken kucucuk bir cocugun kafasinda canlananlarla sahaya adim attiginda gordukleri bambaska oluyor elbette. 'Asagi oyna lan! Kactim bosa, at asagi! Orospu cocugu atsana!' diye bagiranlar hala aklimda. Bir anlam veremedim. Kluivert dusundum, 'Sal asagi, sal! Orospu cocugu bostayim lan!' diye bagiran, olmadi, olamadi. Su asagi salmak ne demekti (bunu da yillar sonra idrak edebilecektim) anlamadan ben de bagirmaya basladim, 'Sal lan asagi! Bostayim lan ecdadini siktigim!'

Televizyonda gordugunden farkli olarak, 11 kisi ataga cikip (evet 'yeter la sikildim kaleden amuagoyyim!' diye inleyen kaleciler de buna dahil) 3 kisi defans yapilan bir sistemden soz ediyorum dostum! Kramponu olanin kral sayildigi, paslarin hep ona aktigi sistemden, saha disinde en kabadayi kimse onun saha icinde zilyon tane adam calimlama questinin oldugu bir dunyadan! Anlatabiliyor muyum? O adam o questi tamamlayamazsa aksama evde 'wipe yiyecekti' sanki amin oglu!

Boyle basladi futbol hayatim. Anlatilanlara gore kendi akranlarinin 'Futbol seytan isidir.' dedikleri donemlerde bile babamlarin ellerinden tutup mahalle takimi kurduran rahmetli dedemin benim de elimden tutup koy kulubune goturmesiyle.

3 ay surdu, yukarida anlattiklarimdan farkli gelisen hicbir sey olmadan. Yaz askiydi adeta. Dedemden farkli olarak, 'Ne kadar basarili olursan ol, once ders!' Dusturunu siar edinen babamin olaya mudahil olmasinin akabinde.

Aslinda akranim olan her gencin o donemlerde basindan gecmis olabileceklerden farkli seyler degildi yasadiklarim.

Mahallede oynanan tas ustu tas gibi futboldan farkli olarak futboldan ote olaya girisim yine mahalle arkadaslarimdan birinin Et-Balik kurumu kulubu catisi altinda amator futbola baslamasiyla oldu.

Sicakti, olesiye bir sicak o yaz. Herkes saga sola kacmis, biz ise babamin isleri dolayisiyla pek bir yere kipirdayamiyorduk. Bir de iste o amator futbol oynayan arkadasimin ailesi vardi koskoca cikmaz sokakta.

Babam istemedi kulube yazilip futbol oynamamami, 'ama istersen Emre'lerle gidersin idmanlarini izlersin. Canin sikilmaz hic degilse.' demisti. Boyun bukup kabul etmek zorunda kaldim. Iste o idmanlari izledigim donemde hep bir umut vardi icimde, 'Ulan 1-2 kisi idmana gelmese de adam eksiginden beni de alsa, gostersem kendimi, babama gidip deseler ki; sizin oglan yetenek siciyor beyefendi, istiyoruz biz onu...'

Oldu be, oyle bir gun oldu. Kalbim temizmis o zamanlar, 'Emre, arkadasin oynamak ister mi?' diye sordu adam. Gozumde bir Sir Alex Ferguson gibiydi zaten herif... Katiydi, kuralciydi, saha kenarinda hep sakiz cignerdi ve kendi zamaninin soluk sari camlari olan, yuvarlak cerceveli, tahta kemikli gozluklerinden takmaktaydi.

Girdim, forvete koydu. O zamanlar meshurdu Hakan Sukur... 'Ulan iste sans bu be...' diye dusunup ilk 2 dakika okuz gibi kosup sonrasinda sadece pozisyona gore kosmam, hatta cigerler gerekli seviyeye gelene kadar cogu zaman kaytarmam da bunun sonucuydu zaten. Sanarsin Manchester United altyapisinda idmana girmis de kendini gostermeye calisiyor ibnetor...

Dusundugum gibi gelismedi hicbir sey. Toplamda 20-25 civari gol atilan bir macta 3-4 tane gol atmak ve kendini gosterecek pek bir sey yapamamis olmanin CM'deki karsiligi olmaliydim. En fazla 7'yle oynamisimdir.

Yetenek sicamamistim, olmamisti. Terli terli soguk sulari icip, sahanin konumu dolayisiyla ciplak vucuda arkadan esen ruzgari da yedikten sonra sahanin yanindaki derenin kenarina mecburu inis yapmam ise bir yetenek gostergesi degildi. Yaprak seciminde bile basarisizdim ulan! Isirgani o zaman tanidim ben.

Futboldan farkli olmayacak ilk deneyimlerle basketbola girisime kadar olan surecteki spor hayatima hic de sik olmayan sekilde bir nokta koymustum. Nokta da denemez, sarmal bir seydi.

11 Nisan 2011 Pazartesi

Nostalji

Yanlis hatirlamiyorsam bu Blog'u dolledigimiz mac olan Arsenal-Manchester United macinin oldugu gundu. Sevgili dostum Genju da oradaydi. (umarim Bulgaristan'da bir yerden beni takip edip guluyorsundur lan Genju. Gul lan...) Tabi ki Arsenal'i oyup icine badem koymustuk, bu konuya deginmek istemiyorum.

7 Şubat 2011 Pazartesi

G. Neville

Hommuagodduk Neville Gapdaaaaan. Yolun acik olsun.

Personal information
Full nameGary Alexander Neville
Date of birth18 February 1975 (age 35)
Place of birthBury, Greater Manchester, England
Height5 ft 11 in (1.80 m)[1][2]
Playing positionRight back
Youth career
1991–1992Manchester United
Senior career*
YearsTeamApps(Gls)
1992–2011Manchester United400(5)
National team
1995–2007England85(0)
* Senior club appearances and goals counted for the domestic league only and correct as of 22:50, 1 January 2011 (UTC).

† Appearances (Goals).

‡ National team caps and goals correct as of 16:57, 22 August 2009 (UTC)
Tablo Wiki'den anlasilacagi uzere.

4 Haziran 2010 Cuma

Akıllara Zarar İnsanlar #1: Şevket Kazan

Şevket Kazan, Sakaryalı olmasından utanç duyduğum bir Sakaryalı. Susurluk'ta adı geçmiş, o dönem adalet bakanlığı yapmış bir şahsiyet. Refah-yol hükümetinin ensesi kalınlarından. Fakat asıl önemli olan şey hakkında bakınız Ekşi Sözlük'ten Deccal ne güzel söylemiş zamanında;

sivas katliamında diri diri yakılan 37 aydının canilerinin avukatlıığını yapan bu zat, şimdilerde kuş gribi yüzünden yakılan tavuklara yapılanın vahşet olduğunu savunuyor. ve düz mantıkla bakınca olaya, metin altıok, muhlis akarsu, asım bezirci, hasret gültekin ve niceleri onun gözünde bir tavuk bile etmiyor.
(deccal, 25.01.2006 17:45 ~ 04.05.2006 11:36)

3 Haziran 2010 Perşembe

Bunları Tanıyan Var Mı? #2

9 Mayıs 2010 Pazar

Captain Sub-Text

Galatasaray adına başarısız bir tablonun olduğunu söyleyen Hakan Şükür, "Son başkanlık seçiminde biz Galatasaray’ı destekledik. Bizim oylarımız Galatasaray için. Biz hiçbir zaman neden ayrıldık demedik. Biz zaten zamanı geldiğinde gidecektik. Ama gidiş şeklimize itiraz ettik..."

"...Bütün gazeteler senden çok büyük kahraman gibi bahsediyor. Arda da böyle yaşıyor ve yapıyor. Biz gıbta ile bakmayız kıskanarak bakarız."

"...Ancak Metin Oktay da öldükten sonra kral yapıldı. Yaşarken niye o muamele yapılmadı. Niye biz yaşarken bu muameleyi göremiyoruz."



Bir zamanlar Galatasaray'da diye bir dernek kuruldu, pilav günleri düzenliyor, başkanı da Hakan Şükür oldu da bizim mi haberimiz yok?

Haberi görmemi dolaylı da olsa sağlayan Kutay'a da teşekkür edeyim.
Kaynak: Milliyet

10 Mart 2010 Çarşamba

Becks'in Donusu

United taraftari Becks'in Milan formasiyla geri donusune ne tepki verecek emin degilim fakat kisitli imkanlarimla (laptop'in sarj aleti sizlere omur, yasasin ipod...) forumlardan takip ettigim kadariyla herhangi bir tepki koyulmayacagini dusunuyorum, olmasi gereken de budur bana gore.

Beckham 7 yil aradan sonra ilk defa o cimlere ayak basti aksam ve yarin da 7 yil aradan sonra eski seyircisinin, taraftarlarinin, sevenlerinin karsisina cikacak. 17 yil sonra Beckham Trafford'in cimlerine basarken United taraftarlarinin ondan bir beklentisi olmayacak...
iste o fotograflar!

Surada da Seedorf'un Sky Sports'a yaptigi aciklamalar var...
Fotograflar: Reuters, AP

28 Şubat 2010 Pazar

14 Aralık 1986, Pazar


HOŞ GELDİN

"Gazeteciler, Esenboğa Havaalanı'nda beklerken Naim Süleyman'ı getiren Özal'ın özel uçağı Mürted Askeri Havaalanı'nda indi. Süleyman, Özal'ın iki danışmanı Can Pulak ve Selim Egeli ile birlikte doğruca Başbakanlık'a götürüldü."

"Özal, üç yıllık icraatını anlattıktan sonra, "Size Türkiye'ye iltica eden Naim Süleyman'ı tanıtmak istiyorum" dedi. Süleyman Salona girdikten sonra Özal'ın elini öptü ve kaçış öyküsünü anlattı."

BULGARLAR PANİK İÇİNDE

"Süleyman'ın kaçırılan bir terör kurbanı olduğunu öne süren Bulgarlar, Avustralya'nın uluslararası ilişkiler kurallarıyla, insan haklarını göz ardı ettiğini söyledi."

Gazete: Milliyet
Fotoğraf: Mustafa İstemi

29 Ocak 2010 Cuma

Cuban Pete

13 Ocak 2010 Çarşamba

Sayın Rahşan Ecevit

İşi gücü olmayan bir arkadaşım, kendi arkadaşlarından aklına gelenleri Google'larken! (Grup Googlelarken keh keh keh yuh!) benim de ismimi arıyor ve şöyle bir sonuç çıkıyor karşısına...

NTV'de 3 Kasım 2002 seçimleri öncesi seçimle ilgili Celal Pir'in yaptığı programa ben soru yollamışım ve o soru yayınlanmış NTV arşivlerinde de duruyor ve benim hiç haberim olmuyor. Kendimi aratmışlığım da vardır yani. Metinden benimle ilgili kısmı alıntılıyorum;
Celal Pir: Şimdi bir başka soruyla devam edeceğim. Bir öğrenci, Sayın Doğuş Memigüven sormuş. O diyor ki; "Dün Sayın Milli Eğitim Bakanı bir açıklamada bulundu ve Sayın Rahşan Ecevit'in DSP'yi yönettiğini açıkladı. Demek ki bunlar daha önceden biliniyordu. Peki o zaman neden buna karşı çıkılmadı ya da bir önlem alınmadı ve ülkeyi böyle çalkantıların içine attılar?"

Sema Pişkinsüt: Fevkalade doğru bir tespit. Aslında partinin içerisinde ben 7 yıldır parlamentodayım. İktidar olunduktan sonra da daha farklı bir biçimde arkalarına ekledikleri gruplar oluşmuş idi. Ve bu grupların içerisinde de bir kısmı daha sağa kayarak sağ politikalara da hizmet eder konumda, birçok icraatın içerisinde de yer almışlardır. Partinin içerisindeki değerlendirmelerin esas ilkesel olabilmesi için de çıkarın dağıtıldığı, esas gücün olduğu, insanların ve hükümet iktidar imkanlarının var olduğu bir dönemde yanlışlık yapılıyorsa o zaman ortaya çıkıp doğruları konuşabilmek, bunları da medyatik bir biçimde önceleri olmaktansa partinin gerçekten platformlarında, yani kurultayları gibi önemli platformlarında dile getirmek gerekir. Değişir mi değişmez mi? Evet, değişme olasılığı olmadığı için ben zaten aydıldım. Örneğin hem kurultayda hem kurultay sonrasında da özellikle 27 Temmuz'da geçen sene Sayın Başbakan'ın çay davetinde kendi ellerine 14 sayfalık bugün söylenenlerin tümünü fazlasıyla içeren bir rapor da takdim ederek söylemiştim.

O soruyu sorarken (2002)

Haha o kadar kibarım ki ama, canım benim, sorumun içinde nefes alan her varlığa sayın yazacağım diye götümü yırtmışım. Onu geçtim, 7 sene öncesi yahu, şimdi kaba bir hesap yaptım da Lise 1 ya da 2. sınıfım... Celal Pir de kibarlığımdan etkilenmiş; Sayın Doğuş Memigüven diye dalmış direk. Gerçi Celal'ciğim hep böyle kibardır, demek bu yüzden çaldırıp kapatıyordu yedi senedir bak, vay be.

Sorunun masumluğu da süper. 'Yaaa niye bizi böyle çalkantılıyorlar yaaa, üzmesinler bizi başımızdakiler uffff...' demiş kadar var. Ha raconu da kesmişim ama, 'Demek ki bunlar önceden biliniyordu kardeşim! Açıklasalardı ibneler o zaman baştan, niye açıklamadılar ha? Ağzınıza sıçarım lan sizin!' demişim, aynen böyle ha!

Yine de tespitimin fevkalâdenin fevkinde olduğu su götürmez bir gerçek...

Vurun öldürün oğlum beni ya, gece gece yaşadığım memory refresh'e! bak, unbelievable..!

Piç Yılmaz

Güzel oldu Beşiktaş - Kasımpaşa karşılaşması, zevk verdi. Tabi dakika 25'te skorun 3-0 Kasımpaşa lehine olması da şaşırtıcı olmadı değil.

Maçla ilgili bir yazı Şaban ya da Gürkan'dan gelebilir, gelmeyebilir de fakat benim değineceğim şey maçla alakalı olsa da bambaşka bir şey. Ne ağaca benziyor ne de buluta... Kasımpaşa'nın teknik direktörü Yılmaz Vural olunca, babam da hem Fenerli olup skoru gördükçe aşka gelince başladı maziye dalmaya...

Yılmaz Vural babamın liseden sınıf ve hatta sıra arkadaşı... 'İki lakabı vardı Yılmaz'ın, biri arap, diğeri piç' dedi. 'Yahu adama niye piç diyorsunuz?' diye sordum ben de tabi; 'Ya bu sessiz bir çocuktu ve o zamanlar bir de kapkaraydı o yüzden arap derdik. Tabi sessiz sakin diyorum ama çok da şaklaban, fırlama adamdı, yerinde duramazdı o yüzden de piç derdik' diye cevap verdi.

Kendine de pay çıkarıyor biraz; 'Biz hep sınıflar arası maçlar yapardık, kimse oynatmak istemezdi bunu o da gelir bana dert yanardı, -birazcık oynayayım ya bu maç-, derdi' diyor ve ekliyor 'Biz adamı oynatmadık, ne oldu bilmem sonrasında da en son hırsından antrenör oldu galiba. Aferin lan yılmaz, nasıl koydun ama Beşiktaş'a. Kulüpte ne gırgır geçerim ama ben yarın Coco amcanlarla!' dedi.

Bir de böyle eskilerden kalma acayip lakaplar vardır, çok kişinin baba akranında böyle lakaplara denk gelmek mümkündür. Ben aklımdaki örneklerden biraz vereyim,

Coco (yazıldığı gibi okunmak suretiyle)
Best (George)
Eyfel
Kızkaçıran
Ringo (Starr)
Şanzıman (dedikleri adam otomobil yedek parçaları satıyor, ondan diye düşünüyorum)
Güdük (dedikleri adam da Halit Akçatepe'nin tıpkısı, boyu da kısa, oradan geliyor.)

Şu an aklıma gelenler bunlar, daha neler neler vardı da unuttum. Konuyla alakasız kaldı biraz bu lakaplar kısmı da babamın mazilerine dönünce söylemeden edemedim.

Gerçi zaten konunun sonrasında da olan şu; 'Hehehehe Kasımpaşa bize çakarken dalga geçiyordu benle ibneler, iyi oldu iyi... Demirören bir kere daha seçilse bir de değmeyin keyfime!' dedi maç sonunda, kendince son noktayı koydu, Aşk ve Ceza mıdır ne karın ağrısıysa o diziyi açtı ve hayatına devam etti peder.

24 Aralık 2009 Perşembe

R.I.P. Albert

United tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan Münih faciasından sağ kurtulan 21 kişiden biriydi. İki gün önce hayatını kaybetmiş, iki gündür her türlü basın kaynağından uzak kalınca göremedik tabi. Kulüpten ayrıldıktan sonra da kulüple bağlarını koparmamış, hep dirsek temasında bulunmuş, 2007 yılındaki şampiyonlukta da kupayı Giggs'in avuçlarına bırakan isim olmuştu vs. vs.

Busby'nin evlatlarından birine daha güle güle deme vakti, öyleyse güle güle Albırt...

Hepimiz Zenciyiz

Zenci fobisi kırıldıkça, bu liste uzayıp gidecek tabi ki...

15 Aralık 2009 Salı

Majid Musisi

15 Eylül 1967 - 15 Aralık 2005

Bursaspor'a timsah yürüyüşünü kazandıran adam. Türkiye'ye gelmiş en iyi ve en eğlenceli yabancılardan. Bursa ve Bursasporlular için unutulmazlardan. O İnter Toto kupası, timsah yürüyüşü sevinişleri ve son olarak Karlsruhe'ye penaltılarla kaybedişimiz... Eve gidene kadar ağlamıştım o gün be. Hey gidi...

Huzur içinde yat Musisi.

5 Kasım 2009 Perşembe

24 Kasım 1993: Galatasaray - F.C. Barcelona

Türkiye'de oynanan ilk Şampiyonlar Ligi maçından bir bilet, basın tribününden. Daha önce Milli Takımlar Basın Sorumlusu olan Mustafa Kemal Artalan'ın koleksiyonundan. Koleksiyon dediğime bakmayın, bende daha neler var diyor ama pek bir şey göremedik, dosyalarını düzenlerken aradan çıkarmış. Aslında Kutay'dan yorumlar almak lazım belki de maç için. Bugün ofiste yoktu, görse delirir herhalde.

Ohannes!

Sadece Akkuzu Kardeşler ve Manço'dan ibaret değildi Kurtalan Ekspres. Yaklaşık 30 kadar sanatçı çeşitli enstrümanlar altında bu gruptan gelip geçmiştir. MFÖ'den tanıdığımız Fuat Güner gitardan, yine MFÖ'den Özkan Uğur farklı dönemlerde hem bas gitardan hem de gitardan, bir çok ünlü sanatçının aranjörlüğünü yapmış, nice şarkıların bestelerinde imzası olan ama son dönemlerde daha çok Popstar jüriliğinden tanınan Garo Mafyan da klavyenin başına geçmiştir bir dönem. Manço'nun Belçika dönemlerinden arkadaşı Jean Jacques Falaise bile bu grubun tarihinde yer alırken garip bir isim daha göze çarpar, Ohannes Kemer.

Ohannes Kemer, Ermeni asıllı yaylı çalgılar üstadıdır. Adının nereden geldiğine dair en ufak bir fikrim yok ama soyadı Kemerciyan'dan değişmedir.

Kemer'in döneminin efsane çalgıcı parçalarından biri olduğu rivayet edilmekte fakat o dönemlerde yaşamadığımızdan mütevellit sadece bunların gerçek olabileceğinin üzerinden gidebiliriz ama çoğu insana ve yazılı kaynağa göre de iyi bir yaylı çalgıcı olduğu söylenmekte.


Barış Manço'nun Baba Bizi Eversene filminden... Gitarı çalan abi Ohannes'in ta kendisi...

Söylenenler bir yana, Kurtalan Ekspres'e baktığımız zaman rahatlıkla görebiliriz ki Ohannes Kemer'in dahil olduğu yıllarda gruba ve Manço'ya kattığı hava bambaşka. O dönemlerin şahitleri Barış Manço'nun Barış Manço oluşunda onun emeğinin çok olduğunu anlatırlar. Fakat kendisi bunu bir kademe daha ileriye taşıyıp; 'Barış Manço'yu Barış Manço yapan bizdik' diyerek birçok kişinin tepkisini çekmiştir. Tahmin edilebileceği gibi tepkisini çektiği çoğu insan da Barış Manço fanatiğidir.

Bir çok efsane vardır Ohannes hakkında. Bunlardan biri de kendi efekt pedallarını kendisinin yaptığı hakkındadır. Hiç üşenmeden oturup elektroniğinden, mekaniğinden, zartından zurtuna kadar uğraşıp kendi istediği gibi pedallar üretmişliği var imiş. Phaser efektini bol bol kullandığı, onun dahil olduğu Kurtalan Ekspres şarkılarında dikkat çekmektedir.


Barış Manço - Yine Yol Göründü Gurbete... Gitarda Ohannes Kemer...

1971-1977 arası çeşitli dönemlerde Kurtalan Ekspres ile çalan ve grubun şarkılarında bağlamasından, curasına, yaylı tamburundan otuna bokuna kadar bir çok çalgının altında imzası olan Ohannes, daha sonra yabancı bir kadınla evlenir ve Avusturalya'ya yerleşir. Barış Manço ile yollarının ayrılmasını da yine kendisi; 'Barış'ı insan olarak çok sever(d)im ama müzikal olarak pek anlaşamazdık.' şeklinde açıklar sonraları.

Oralarda kendisi gibi bir kaç Türk ile ara ara grup kulup buraların müziğini icra ettiği, şimdilerde ise çocuklarıyla beraber kendi grubunda çaldığı söyleniyor.

The Addams Family - The Simpsons Family

Bi' Kargo Vardı Ne Oldu Onlara?



Hemen söyleyeyim... Takip edenler hatırlayacaktır, grubun bas gitaristi ve bir çok şarkısının yazarı Mehmet Şenol Şişli gruptan ayrılmış ve Kargo o olmadan yoluna devam etmişti. O sıralar Koray Candemir Öykü Serter'le aganigilerde naganigilerdeyken BBG furyası da almış başını gidiyordu.

Gel zaman git zaman Mehmet Şenol Şişli -benim kendisine hak verdiğim şekilde- şarkılarının kullanılmaması için gruba dava açtı. Dava sürerken Kargo bazı bazı kullandı, pek zaman kullanmadı onun şarkılarını ama hiçbir zaman da eski Kargo olamadılar.

Cover albümü ortalama bir albüm olduğu kadar, grubun bir darboğaza girdiğini artık ucuzlamış olan 'ticari kaygı meselesi' olan Cover Balıkları kadrosuna dahil olarak gösteriyordu.

Koray Candemir bir miktar solo kariyerin tadına baktı, albümü iyiydi ama tutunamadı ya da kendisi tutunmak istemedi, bilemiyorum. Baktılar olacak gibi değil, dağıldılar gittiler... Sanmıştık ama öyle olmadı.

Koray Candemir ve Serkan Çeliköz'ün geçtiğimiz yıl gruptan ayrılmasının ardından Mehmet Şenol Şişli, nam-ı diğer MŞŞ, yanına Soul Staff ve Yakup ile bass-vokal takılan Reha Hendem'i de alarak Kargo'nun yola devam edeceğini açıkladı.

Soul Stuff'ı Marmaris Davy Jones' Locker günlerinden bilirim. Sonrasında bir kaç kez de Beyoğlu Hayal Kahvesinde izlemişliğim vardır. Bildiğim kadarıyla da Reha Hendem iyidir, iyi müzisyendir, adapte olacaktır.

Fakat, nasıl ki MŞŞ ayrıldığında Kargo hiçbir zaman Kargo olmamıştı, grubun iki önemli parçası Koray ve Serkan da yokken olmayacaktır. Belki çok kral işlere imza atacaklar ama yok, cıkh, eski Kargo asla olamayacaklar.

Yine de bekleyenler vardır diye söyleyeyim, yaklaşık üç senedir sessizler. Hadi dağılma faslı, bilmem neydi desen yaklaşık bir senedir yine sessizler. 2010 içerisinde bir albüm geleceğini düşünüyorum. Belli mi olare?

4 Kasım 2009 Çarşamba

Grumpy Old Men - Grumpier Old Men


Jack Lemmon - Walter Matthau

23 Ekim 2009 Cuma

Bunları Biliyor Muydunuz?

Cevat Kurtuluş (1922 - 1992)

Danyal Topatan (1916 - 1975)

Hakkı Kıvanç (1931-)

Mete İnselel (1938 - 1981)

Necdet Yakın (1932 - 2006)

Şemsi Hazinses (?)

Turgut Boralı (1923 - 1994)