Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2011 Salı

Fix You


Basima bir sey gelmeyecekse, hacca gitmek yerine buraya gitmeyi yeglerim... Gotunuzden anlamamaniz umuduyla.

16 Nisan 2011 Cumartesi

Inspirational Stuff #1: Yann Tiersen - Loin Des Villes

1 Nisan 2011 Cuma

Life in Mono

28 Şubat 2011 Pazartesi

Tupac Shakur -ayarların efendisi- Top 20




Rap seviyorsun ama 50 cent'in motorlarından, Jay-Z ve Diddy'nin reislik triplerinden, Kanye West'in ergenliğinden, bunların hepsinin kliplerinde sürten Rihanna'nın kabaetini görmekten sıkıldın mı? 2pac efsanesini duydun ama muhtemelen dinlemeye üşendin yada birkaç şarkısı ağır geldi.

"I'm not saying I'm gonna change the world, but I guarantee that I will spark the brain that will change the world."

Bu sözün hakkını verip bu dünyadan göçmüş Makaveli'nin, müziğin hertürlüsünü seven herkesin seveceğini düşündüğüm bana göre en iyi 20 şarkısını sıralıyorum, not al arkadaşım, kafanı ver.

not: Bu liste benim listem, ''nasıl California Love ilk üçte olmaz yeeaaa'' diyene ilk taşı ben atarım.

1- Until the End of Time
2- Ambition az a Ridah
3- Wonder Why They Call U Bitch (şarkının hikayesini araştırın)
4- Changes
5- 2 of Americaz Most Wanted
6- Ghetto Gospel
7- Hit em Up (yine hikaye araştırılsın)
8- All Eyez on Me
9- Letter 2 My Unborn Child (araştırmayın, sözleri iyi dinleyin)
10- Lil Homies
11- Don't you trust me
12- Troublesome '96
13- Thugs Get Lonely Too
14- Hail Mary
15- Niggaz Nature
16- When Thugs Cry
17- California Love
18- Lets be Friends (Until the end of time version, bu detaya dikkat)
19- Smoke Weed All Day
20- Last ones left

Şimdi yaptık yapmasınada, 6'dan sonradaki sıralamaya fazla takılmayın. Birbirinden ayrılacak gibi değiller.

Bunları dinledin ve hoşuna gitti, sözler vurdu ve 2pac ne menem bi adammış, neden ölmüş, neler yapmışta millet şimdi adını duyunca el pençe divan duruyor diye merak ettin?

'Tupac: Resurrection' isimli oscar'a aday olmuş belgeselini izliyorsun. http://www.imdb.com/title/tt0343121/

11 Şubat 2011 Cuma

Tarkan Kim Diye Soran Olursa...


Ahanda bu diyorum.

Buralarda cok seviliyor zat-ı ali... "Tarkan'la sevisme fırsatım olsa 3 gun uyku uyumam" diyen bir kızla konustuk mesela. Herkes Sıkıdım'ı, A-Acayipsin'i seviyor ama ben kendisini ilk bu sarkıyı dinledikten sonra sevdim. Dinlettim ama buradakilere pek cazip gelmedi.

10 Şubat 2011 Perşembe

Kilians - When Will I Ever Get Home

5 Şubat 2011 Cumartesi

1 Şubat 2011 Salı

Sex, Droga, Bodiroga



Tayfur Havutçu'nun jübilesinden sonra soyunma odasında çekilmiş fotoğrafındaki boşluğa düşme hissi bile yeterince dramatiktir. Onunkini bu yüzden düşünemiyorum bile. Kalbimi çok kırdı, canımı çok yaktı ama hala izlerken ben de ağlıyorum onunla beraber.

25 Eylül 2010 Cumartesi

Blind Guardian-At The Edge Of Time (2010)

Nightfall in the Middle-Earth, Blind Guardian için tarihi bir noktaydı. BG'nin en büyük başarısı her takip eden albümde gerçekten bir adım sonrasını atmayı başarmaları ve power metal'den progressive power'a kusursuz bir evrim geçirmiş olmalarıydı. Nightfall daha çıkmadan onların asıl sıçramayı yapacağı albüm olarak gözüküyordu. Albüm tüm beklentilerden bile daha iyi olmuştu. Tarihe heavy metal'in en iyilerinden birisi olarak geçti ve onlara kariyerlerinin sonuna kadar yetecek bir kredi kazandırdı.

Ardından gelen A Night At The Opera'da progressive tema çok daha baskındı, müzikal olarak daha büyük düşünen bir BG vardı. Rush için Farewell To Kings albümü liriksel açıdan ne ise, BG içinde bu albüm oydu. Rush o albümde sadece epik atmosferi değil, mistik şarkı sözlerini de bir kenara bırakmıştı. BG de Opera ile Orta Dünya, Hobbitler, Krallar ve Elfleri bir kenara bırakmıştı. Ama Opera ile takip eden A Twist In The Myth'in iyi şarkıları olan iyi albümlerden öteye gidememesinin sebebi tam olarak bu değildi. At The Edge Of Time ile görüyoruz ki Hansi ve takım arkadaşlarının potansiyelleri en iyi Nightfall kafasında çalıştıklarında ortaya çıkıyor.
BG, Opera kayıtlarında ilk başlarda ortaya çıkan Orta Dünya temalı şarkıları bir kenara kaldırmıştı ve hatta kayıt sürecine yeni fikirlerle gelmek için ara vermişlerdi. BG gibi ortalamanın çok üstünde bir yeteneğe sahip olduğuna inandığım gruplar böyle radikal kararlar aldıklarında, mutlu oluyorum. Onların sınırları tahmin edilemez potansiyelleri ile yeni limanlara yanaşmalarını görmek ve bunun sonuçlarını deneyimleme fırsatı beni heyecanlandırıyor. BG'nin çok da radikal olmayan ama tehlikeli sayılabilecek bu çabasını da takdir etmiştim ama fazla ilgi görmeyen 2 albüm sonrası BG tanıdık sulara geri döndü.

At The Edge Of Time, Nightfall sonrası BG'nin en iyi işi... Ve harika bir albüm. Imaginations From The Other Side, Somewhere Far Beyond ya da Nightfall gibi zaman geçtikçe farklı şarkılarına kafayı takacağınız türden eksiksiz bir albüm. İlk dinlediğimde loop'a Valkyries'ı atmıştım ama şimdi Tanelorn'u dinleyemeden günü tamamlayamıyorum mesela. Edge of Time, Nightfall ile Opera arasında olması gereken albüm gibi... Müzikal olarak Opera ve Twist'den çok da farklı değil aslına bakarsanız ama çok ince nüansların ustalıkla halledilmesi ile Nightfall'la arasındaki dirsek temasını asla kaybetmiyor. Yukarıda adını zikrettiğim 2 şarkıdan belki anlamışsınızdır. BG Orta Dünya'ya ve efsanelere geri dönmüş durumda. Bahsetmeye çalıştığım potansiyel meselesi bu temalar ile ortaya çıkıyor sanırım. BG kesinlikle pek fazla rastlayamayacağımız bir müzikal vizyona sahip. Bu vizyonu destekleyecek yeteneklere de sahipler. Ama tüm bu vizyon ve yetenek liriksel olarak Orta Dünya'nın çayırları içinde hayal edilmediğinde, kusursuz çember tamamlanmıyor demek ki... Burada BG ile yeni tanışanları da uyarmak isterim. Onların Orta Dünya'sı ve efsaneleri Manowar ya da Hammerfall gibi karikatürize bir masal değil. Başka gruplar gibi sizi öyle yaşadıklarına inandırmaya çalışmıyorlar. Ortada daha saygılı ve ayakları yere basan bir iş var. Eğer BG'ye bir şans verecekseniz, At The Edge of Time bu duruşun en iyi sonuçlarından birisi...
Dediğim gibi bu albüm Nightfall ile Opera arası dönemde çıkması gerekiyormuş gibi duruyor. Kronolojiyi daha anlamlı mı yapardı? Hayır. Opera ve Twist'i daha güzel mi yapardı? Hayır. Sadece albümün DNA'sında bu var. Özetle; harika bir albüm. Uzun zamandır Firewind'in albümü dışında orjinal bir iş çıkaramayan progressive müzik için de güzel bir zamanda denk geldi. Eğer BG'yi seviyorsanız, zaten haberiniz olmuştur. Ama BG ile henüz tanışmadıysanız ve metal müziğe de bir önyargınız yoksa, afiyet olsun.

15 Ağustos 2010 Pazar

Final Frontier, Up The Irons Nooooooow

http://www.youtube.com/watch?v=kSQVU5V1-No

"Iron Maiden are %10 cooler than every other band!"

Lars Ulrich

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Morrissey's 13th Friday


Bazı duygular vardır, kalbinize değil, sırtınıza çöreklenir resmen. Kamburunuz olurlar, elinizi ayağınızı bağlarlar, dile gelmezler. O bazı duyguları, bazı adamlar olsa 'Ne güzel kelimelere dökerdi de, havada asılıyken olduğundan bile daha özgür kalırdı' dersiniz. Morrissey benim için o insandır... Onu ilk kez dinlediğim gün, herhangi bir şarkısını ilk kez ezberlediğim gün, ilk kez sahneden gördüğüm gün... Hepsi, gün gibi ortada olan bir gerçeği anlamamı sağladı: Moz is God.

Büyük insan Morrissey, dün vuku bulan 13. Cuma vesilesiyle önemli müzik sitelerine en sevdiği 13 albümü listeleyip mail atmış. Üstelik listeye ek olarak plak kapaklarını da tarayarak göndermiş. Liste oldukça ilginç, Moz'u takip edenler için özellikle tepedeki gruplar sürpriz değil. Sanırım sadece 70'lerin filmlerini izlediği söyleyen God için, son dönemden bir albüm görememek de şaşırtıcı değil. Listeye belki rastlamışsınızdır bir yerde ama Şurada, listenin üzerine biraz daha mesai harcayıp, her albümün Morrissey müziğine olan olası katkısını masaya yatırmışlar veya Moz'un grup hakkındaki eski demeçlerine yer vermişler.

Liste şöyle:

13: Jobriath-Jobriath
12: Jeff Buckley: Grace
11: Smoking Popes: Born to Quit
10: Damien Dempsey: Seize the Day
9: Roxy Music: For Your Pleasure
8: The Velvet Underground: The Velvet Underground&Nico
7: The Velvet Underground: White Light/White Heat
6: Sparks: Kimono My House
5: Iggy&The Stooges: Raw Power
4: Nico: Chelsea Girl
3: Patti Smith: Horses
2: Ramones: Ramones
1: New York Dolls: New York Dolls

MOZ IS GOD!

7 Ağustos 2010 Cumartesi

Movies

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Inception

Ariadne: Why is it so important to dream?
Cobb: Because, in my dreams we are together.

29 Temmuz 2010 Perşembe

Penny Sparkle

Yani Blonde Redhead'in hayvanlar gibi beklediğim yeni albümü. 13 Eylül'de Britanya, 14 Eylül'de de Amerika'da piyasaya çıkıyor. İnternet sitelerinde albümden Here Sometimes adlı şarkıyı bedava indirebiliyorsunuz, tek şart mail grubuna üye olmanız.



Şarkının bende uyandırdığı ilk intiba yine ilginç bir altyapıya sahip olduğuydu. Tabi ki bunda daha çok Pace biladerlerin etkisi var. Amadeo'dan yine şarkıyı fazla boğmayan, abartıya kaçmadan duracağı yeri bilen bir bass tonu var ki en sevdiğim yanlarından biridir bu Blonde Redhead'i...

Here Sometimes'a tam anlamıyla ısınmak biraz zamanımı alacak ama sanırım albüm çıkana kadar bu sorunu çözerim. Yine de söylemeliyim ki Here Sometimes bana yeni albüme dair iyi bir umut verdi.

27 Temmuz 2010 Salı

Bu Maç Evde İzlenir OST #14


The Beatles: Yellow Submarine
Cem Karaca: Tamirci Çırağı
Nick Cave & Kylie Minogue: Where The Wild Roses Grow
The Decemberist: The Mariner's Revenge Song
Bob Dylan: Hurricane
Dropkick Murpyhs: The Dirty Glass
Wheatus: Teenage Dirtbag
Eminem: Stan
The Beatles: She's Leaving Home
Barış Manço: Sakız Hanım ile Mahur Bey
Thin Lizzy: Whiskey In The Jar
Johnny Cash: A Boy Named Sue
Flogging Molly: The Ol' Beggars Bush

24 Temmuz 2010 Cumartesi

La Bamba

Ne zamandır yazı yazmıyorum bloga, ara ara fotoğraf-video falan koyup kaçıyorum. Diyecek bir şey yok hepimizi yazın rehaveti sardı, hepimizin hayatında bazı bazı gelişmeler yaşanıyor. Mesela benim üretken bölgelerimde tüyler çıktı...

Uzun zamandır açık öğretim derslerini vermekle uğraştım, tek ders dışında da başarılı oldum. Şimdi bir yandan bütünlemelerde, hem o dersi de vermek için hem de vize işlerini halledebilmek için sağa sola koşuşturuyor, fırsat bulduğum zamanlarda WOW oynuyor, Birol ile vakit geçiriyorum. (Böyle Birol falan diyince de Ayşe Arman yazıları gibi oldu)

Bu sene tek tatil planım var yine, turnuva falan benim için direk yalan. Tatil dediğim de ne? Birol'la yıllardan beri planladığımız, yapması bu yaza nasip olacak olan Road Trip olayı. Road Trip'e giriyoruz da İzmir'e gidiyoruz (Berk naber hacı?) 6 saat git, 6 saat gel... O nasıl road trip? Öyle işte... Yolda durup, elimizde frizbi ile 'Ufo Gören Masum Köylü' pozları vermek istiyoruz. İsyankâr Doğa Aşığı Arabesk Şarkıcı Albüm Kapağı tamlamasını komple benimseyip buna dair pozlar vermek istiyoruz.

Bir yandan da içimde böyle bir tatlı heyecan, bir de ürperti, çekingenlik var Ukrayna'ya karşı. Hiç bilmediğin, hayatında duymadığın, duyduğunun da 'davay' demeden öteye gidemediği bir ortamda tamamen Fransız kalacağın ama buna bile aldırmadan Rusça konuşacak olan insanların arasına düşmek... Anana küfretse anlamazsın.

Kaptım ama 10 günlük gezide bir şeyler. Bir kaç temel cümleyi kurabiliyorum. (Hello, are you sex me?)

Velhasıl kelam öyle koşuşturuyorum. Eminim hepinizin keyfi yerindedir, değilse de keyfini çıkarın. Kaptır Mürsel Gürkan gibi geniş olun, twitter'dan Sex sex sex on the beach :laz: yazın gönderin falan. Konserlerden konsere akın, rahatlayın biraz. Yazın keyfini çıkarmak lazım, nasıl olsa kışa girince tekrar özleyeceğiz. Sanırım ben bu kış daha fazla özleyeceğim...

Sadece yazı mı? Bir çok şeyi... Fakat asıl geride bırakacağımı, özleyeceğimi ve uzaktan vakit ayıramayacağımı bile bile, düşüncesinin bile (cümleyi komple 'bile' olarak kurabilirim) bana ağır ağır koymasına göz yumduğum bir insan evladı var ki bu şarkı da ona gelsin. Gördüğüm ilk günden beri, göreceğim son güne kadar ve bilumum geniş zamanlı çekimlerimizde, in my life, i love you more. (Fade Out, Romantik Son, Sinemada öpüşenleri kes, tamam.)


15 Temmuz 2010 Perşembe

Imogen Heap @ İstanbul Modern

Geçtiğimiz hafta sonu, sanırım hayatım boyunca yaşadığım en keyifli hafta sonu oldu. Cuma, Cumartesi ve Pazar akşamı, ayrı ayrı güzel muhabbetler döndü. Cuma gece alkol ama güzel bir mekanda, hadi onu geçelim. Pazar akşamı olan mevzu zaten belli, DHA deşifre etti, onun yazısı ayrı gelir. Cumartesi gününe dönelim direk, ben onu yazmak istiyorum en azından şu anda.

Hani derler ya, "Ulan biz ismini bilmiyoruz adamlar konserine gidiyor..." Ben de derim zaman zaman, sağda solda isimler duyarım, okurum, sonra da aynı lafı ederim. Imogen Heap o hesaba geldi aslında. Kime söylesem ilk kez duyuyor, bir kaç istisna dışında. Imogen benim için başkadır, hatta çok çok başkadır. Öyle ki konseri kaçırsam neler olabilirdi düşünemiyorum...

Açıkçası şu anda dinlediğim çoğu kişiyi tanımama vesile olan the O.C.'dir. Açık açık da söylerim, kusura bakmasın kimse. Hem dizi güzeldi hem de müzikleri... Hatta diziye laf söylenebilir ama seçilen müziklere kimse ses etmez diye düşünüyorum. Neyse, ben Immi'yi ilk orada duydum. Sonra albümleri indirince aşık oldum. O nasıl bir ses, o melodiler nasıl çıkıyor ortaya... Müzikler, şarkılar, onları söyleyenler dinleyenlerin hayatındaki gidişata bağladır, ya da bende öyledir. Immi'yi de bazı yaşanmışlıklara, olaylara, dönemlere bağlı dinledim çoğu zaman. Hem neşelendiriyordu üzgün olduğum zamanlarda, hem dinlendiriyordu. Resmen huzur buluyordum. Neyse, benim klasik sıkılma olayı yine kanıma girdi. Hem "Bize ne lan?" diyebilirsiniz, geçiyorum.

Uzun zamandır dinlemiyordum. En son çıkan Ellipse albümü, yine sevdiğim bir albüm haline gelse de benim için Speak for Yourself albümü on numaradır. O yüzden çok üzerinde durmadım. Sonra İstanbul Jazz Festivali'ne geleceğini duyunca elim ayağım birbirine dolandı. O sesi kanlı canlı dinleyecek, defalarca bilgisayarda çalan parçalara eşlik ettiğim gibi bu kez konserde eşlik edecektim. Geleceğini hiç düşünmemiştim, hep bir umut bekleyip durdum. Çok güzel olacaktı, çok güzel...

Bileti çıktığı günün sabahında aldım. Biteceğinden değil de, işte öyle bir hatun Immi benim için, biletin çıktığı Cumartesi sabahı 10'da kalkıp alıyorum... Başka bişi olsa kalkmam, tanıyan bilir...
Parçalar da gün aşırı girdi tekrar play list'e, dönüp durdu. Senelerdir hiç sıkılmadığım gibi yine sıkılmadım, hatta günler geçtikçe o sesi canlı duyacak olmanın verdiği heyecanla daha da sıklaştı.

Gel gelelim konser gününe. Valla bir kız arkadaşım olsaydı, yanıma alıp onunla gitmek isterdim. Hani "Kızla gidilir" derler ya... Neyse, Şaban alınmasın, o vardı yanımda. Çok da eğlendik lan, bişi demiyorum. Kapı açılışından yaklaşık 1 saat önce Tophane'deydik. Karaköy'e yürüyüp vakit geçirdik, Şaban yemek yedi falan. Sonra döndük İstanbul Modern'e, kapı açılsa da girsek diye beklemeye başladık. Girer girmez de en öne konuşlandık. Aramızda 1 metre vardı yoktu Immi ile, canım benim.

Sahneye çıktığında Şaban ile playback yapıyor zannettik. O nasıl bir sestir, nasıl akıcı nasıl pürüzsüz... Çok konser kaydını dinledim ama canlı canlı o ses kulağımdan içeri ilk girdiğinde... tarif bulamadım, geç... Hatun acayip, valla. Testereden, bardak içindeki sudan, limondan falan nağme oluşturuyor, parçanın arka planında kullanıyor. Onları da biliyordum da yine nasıl yaptığını falan görünce ağzım açık kaldı.

Konser öncesinde daha önceki konserlerinden playlist'i az çok biliyordum. Mesela Let Go'ya şaşırmış millet, ben çalacağını adım gibi biliyordum. Zira Speeding Cars'ın da. Aslında çok istediğim Hallelujah'ı söylemeyeceğini biliyordum mesela, Angry Angel'ı söylemeyeceği gibi. Çok da güzel söyledi Let Go'yu, tüylerim diken diken oldu şerefsizim. Ama en iyisi Just For Now olabilir sanırım. Şöyle ki; konser alanını üçe bölüp nakarat bölümünde arka planda söylenen "Just For Now" kısmını seyirciye söyletti ki, hem konser izleyicisini parçaya dahil etmiş oldu hem de tek bir enstrüman kullanmadan gıcır gıcır parçayı söyledi. Bak şu anda Just For Now çalıyor arkada, gözümün önüne geliyor, kulağım konsere gidiyor, aman aman...

Hayatımda önemli yeri olan (deli miyim neyim) Imogen'ı canlı canlı görüp ağzından çıkan sözlere eşlik etmek bile tek başına hafta sonumu güzelleştirmeye yetti aslında. Umarım bir daha gelir, bir daha müthiş bir konser yaşarız. Ha bir de, konser sonrası Küçük Beyoğlu'nda takılmış. Şerefsizim bilsem, ya da sabah öğrenip üzülmeyip de gece o saatte ayakta olup öğrensem üşenmeden evden kalkar motor+dolmuş yapar Taksim'e çıkardım...

it's that time of year
leave all our hopelessness's aside
if just for now (just for now) leave awhile...


Video buradan alınmıştır. Fotoğraf Şaban Işık'ın telefonundandır, daha fazlası da şuradadır.

11 Haziran 2010 Cuma

Bu Maç Evde İzlenir OST #13: Hop Hop Altıntop


Disco 2000 - Pulp
In Between Days - The Cure
Hungry Like The Wolf - Duran Duran
Keep Feeling Fascination - The Human League
White Wedding - Billy Idol
Life's What's Killing Me - The Fixx
There is a Light That Never Goes Out - The Smiths
Always On My Mind - Pet Shop Boys
That's Entertainment - The Jam
I Don't Need Her - The Outfield
So Lonely - The Police
She Sells Sanctuary - The Cult
Stayin' Alive - Bee Gees
Parthenon Drive - Echo and The Bunnymen
Walk of Life - Dire Straits
Karma Chameleon - Culture Club
Save It For Later - The English Beat
Lessons In Love - Level 42
A Little Respect - Erasure
Right by Your Side - Eurythmics

8 Haziran 2010 Salı

The Final Frontier

Iron Maiden son stüdyo albümleri olan The Final Frontier'ı 16 Ağustos günü piyasaya çıkarıcak ve ardından gerçekleştirecekleri Final Frontier World Tour ile hayranlarına veda edecek.

Iron Maiden benim için dünya müzik tarihinin en baba gruplarından biri olmasının yanında en baba heavy metal grubudur. Bu sebeple; albümün son albümleri olması ve tur listesinde Türkiye'yi görememek ve belki de "Scream for me Istanbul" diye bağıramadan göçüp gitmek her ne kadar acı verici olsa da yeni bir heyecan bir yandan da. Albümün ilk şarkısı El Dorado'yu bedava dinlemek ve indirmek için; tık.

The Final Frontier Tracklist;

1. Satellite 15....The Final Frontier
2. E
l Dorado
3. M
other of Mercy
4. C
oming Home
5. T
he Alchemist
6. I
sle Of Avalon
7. S
tarblind
8. T
he Talisman
9. T
he Man Who Would Be King
10. W
hen The Wild Wind Blows

The Final Frontier World Tour;

JUNE
Wed 9
Fri 11
Sat 12
Mon 14
Wed 16
Thu 17
Sat 19
Sun 20
Tue 22
Thu 24
Sat 26
Sun 27
Tue 29
Wed 30

JULY
Sat 3
Tues 6
Wed 7
Fri 9
Sun 11
Mon 12
Wed 14
Thu 15
Sat 17
Sun 18
Tue 20
Fri 30

AUG
Sun 1
Thu 5
Sat 7
Sun 8
Wed 11
Sat 14
Sun 15
Tue 17
Thu 19
Sat 21


US Dallas, TX Superpages.Com Center
US Houston, TX Cynthia Mitchell Pavilion Woodlands
US San Antonio TX AT&T Center
US Denver CO Comfort Dental Amphitheatre
US Albuquerque The Pavilion
US Phoenix AZ Cricket Wireless Pavilion
US San Bernardino CA, San Manuel Amphitheatre
US Concord CA, Sleep Train Pavilion
US Auburn WA, White River Amphitheater
CAN Vancouver BC, GM Place
CAN Edmonton AB Rexall Place
CAN Calgary, AB Saddledome
CAN Saskatoon SK Credit Union Centre
CAN Winnipeg MB, MTS Center


CAN Toronto, ON Molson Amphitheatre
CAN Ottawa, ON, Cisco Blues Festival
CAN Montreal QC Bell Centre
CAN Quebec, QC Summer Festival
US Holmdel NJ, PNC
US New York NY, Madison Square Garden
US Pittsburgh PA First Niagara Pavilion
US Cleveland OH, Blossom Music Center
US Detroit MI, DTE Music Theatre
US Chicago IL, First Midwest Bank Amphitheatre
US Washington DC, Jiffy Lube Live
IRELAND, Dublin, The O2


UK Knebworth, Sonisphere Festival
GERMANY Wacken Festival
SWEDEN Stockholm Stora Skuggan Sonisphere Festival
FINLAND Pori Kirjurinluoto Sonisphere Festival
NORWAY Bergenhus Festning Koengen
HUNGARY Sziget Festival
TRANSYLVANIA Cluj, Polux Mall
ITALY Villa Manin Codroipe, Nr Udine
BELGIUM Pukkelpop Festival
SPAIN Valencia Auditorio Marina Sur



23 Mayıs 2010 Pazar

Infected Mushroom - Bust A Move