Dünya Futbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya Futbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2011 Salı

Arjantin 2011 Copa America



Bu da bonus. İleride daha kapsamlı forma mevzuuna girme niyetindeyim, Gürkan da el atar diye umuyorum hatta.

24 Şubat 2011 Perşembe

27 Temmuz 2010 Salı

Hooop Çinekooop



Geçtiğimiz hafta sonu İzlanda’da oynanan ve sadece 624 kişinin izlediği Stjarnan-Fylkir maçından yaratıcı ötesi gol sevinci.

Paylaşım: Çanspor

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Tilt-Shift

Dayı fotoğraflarda gezinirken şunlara denk gelince hoşuma gitti tabi, bildiğin gibi. Nedir derken; tilt-shift diye birşey ile karşılaştım. Bunlar bile güzelken, şunlar şahane. Richard Heathcote çekmiş bunları da Getty'den.

4 Temmuz 2010 Pazar

Sen Ağlama #2

Maç bittiğinde İspanyollar sevinirken Paraguaylılar da doğal olarak üzülüyorlardı ama hiçbirisi Cardozo kadar değil. Cardozo'nun maç bitimindeki gözyaşları ve davranışları gerçekten çok dramatikti. Kendisine teselli etmeye gelen arkadaşlarını etrafından uzaklaştırmak istemesi, onların yüzüne bakamadığı için sürekli formasıyla yüzünü kapatması vs... Hatta durumu gören İspanyol oyuncular bile teselliye geldiler fakat Cardozo gerçekten kendinden geçmişti. Kaldı ki Cardozo'nun kaçırdığı penaltı Asamoah Gyan'ın kaçırdığı penaltı kadar kritik ve dramatik de değildi. Gyan da eminim ki kahrolmuştur ama Cardozo'nun hali gerçekten başkaydı. Ekranda böyle bir oyuncu görmek kötü etkiledi, bir futbolsever olarak. Cardozo gibi oyuncular var oldukça futbol hep sevilecek.

3 Temmuz 2010 Cumartesi

İspanya ve Kader

Genelde İtalya, bazen de Almanya'nın yaptığı şekilde ilerliyor İspanya ve de bunu kendi yaptıklarından çok farklı bir şekilde yapıyorlar. Kötü başladıktan sonra grafiklerini bir yandan artırırken bir yandan da ölümden dönerek yollarına devam ediyorlar. Kaderin bu sefer onların yanında olduğunu düşünmemeleri için hiçbir sebep yok.

Onun için de üzgünüz, Dünya Kupaları'nın Paraguay adına Chilavert'den sonra en çok hatırlanacak ismi oldu.

Fotoğraflar: Reuters

Sen Ağlama

İğrençsin!

Allah bize bu görüntüyü göstermesin bir daha, başka da bir isteğim yok artık bu dünya kupasından.

Oh Africa #2

"Kalk Appiah kalk, Allah'ın dediği olur..."

Gökhan Özşahin

2 Temmuz 2010 Cuma

Hup Holland Hup!

Brezilya'yı zaten pek sevdiğim söylenemez ama bu seneki kadar itici olduklarını hiç hatırlamıyorum yıllardır. Robinho resmen kabadayı olmuş ve daha ilk dakikada Van Bommel'e diklenerek hiç doğu birşey yapmadı. Neyse ki Hollanda maçı çevirdi, yoksa Vam Bommel'den maç sonuna doğru kartlık ve cezalık bir hareket beklerdim. Maç içinde de gerekli mesajı verdi zaten.

İki takımda bildik hallerinde değillerdi ama Hollanda 1-1'le gelen rüzgarı iyi kullandı ve yıllarını acısını çıkarbı belki de. Yıllardır buralara gelip boynu bükük ayrılan bir Hollanda'nın, alışmadığımız bir futbolla da olsa yarı finali görmesi güzel. İkisinin de birbirinden pek farkı yokken Robinho, Melo yerine Sneijder, Kuyt ve Brezilya yerine Hollanda izlemek daha güzel benim için. Kuyt demişken bir kez daha düğmelerimizi ilikleyip önünde saygıyla eğilelim. Darısı yarın Arjantin'in başına.

1 Temmuz 2010 Perşembe

Joachim Löw, 1998-2010

Teknik direktör öğütmedeki başarımız ülke olarak malum. Fenerbahçe ise bu konudaki başarısını genellikle önemli teknik adamların kariyerlerindeki kara sayfa olarak tanımlanarak biraz daha ileriye götürmüş bir kulüp. Bir önceki büyük turnuvada Türkiye dışındaki tüm yarı finalist takımların başındaki kişilerin Fenerbahçe'den kovulmuş olması da bunun en önemli göstergesi olsa gerek. Bu istikrarın ödülü olarak da bu kişiler içinde azımsanmayacak bir performans sergilemiş olan Löw'ü yolladıktan sonra Galatasaray'ın başarılarıyla da birlikte pek çoğu için en çok unutulmak istenen sezonlarını geçirmiş olmaları tuhaf olmasa gerek.

Şahsen Fenerbahçe'nin ondan sonra daha iyi bir futbol oynadığı bir sezona tanık olmadım. O sezona dair en önemli olaylardan birisi de kuşkusuz Parma maçlarıdır. Efsane Parma takımını İstanbul'da yenerken, deplasmanda rakibinin üstün oyununa rağmen eski dönemlere dair klasik Türk takımı kavramını oluşturan acayiplikte goller yemeyi becerebilmesi ve Boliç'in son dakikada iki direğe çarpan topun dışarı çıkması sonucu elenmesine rağmen, daha sonra kopup giderek UEFA'yı alan takıma kan kusturmasıdır.

Özellikle Euro 96 sonrası futbolu yavanlaşan Alman milli takımına oynatmayı başardığı şu oyun bile onun teknik adamlık becerisini ortaya koyar. Alman efektifliğiyle elindeki yetenekleri bir potada eriterek ortaya çıkardığı şu takım çok özel gerçekten de. Bu oyunu uygulayabilmek adına kadroya almadığı tecrübeli isimlerden dolayı önceleri eleştirilirken şimdi takdir ediliyor. Gerideki oyuncular dışında her an herkesin gol bölgesine girdiği, sürekli birbiriyle kombinasyonlara giren bir altılı bloğa sahip olmanın-ki zaman zaman Lahm da katılarak yedili oluyorlar ama ona gerek bile duymayabiliyorlar- yanında bu kadar hücum düşünen bir takımın aynı zamanda bu kadar efektif futbol oynadığını izlemek sevenleri için harika bir his olsa gerek.

Arjantin karşısında da Almanya'nın ne yapacağını tahmin etmek güç değil ama karşılarındaki takım turnuvada karşılaştıklarından daha farklı, onların oyununu oldukça bozabilecek bir hücum gücüne sahip. Arjantin, şu ana kadarki maçlarda orta sahası zayıf karnı gibi görünen ve en güçlü yanı orta sahası olan Almanlar için ideal rakip gibi gözüküyor. Buna karşın, etkili hücum silahları ve Messi gibi taktik hakkında yapacağınız tüm doğru kurgulamaları çöpe atabilecek bir adamla bu maç iki devin Dünya Kupası çeyrek final maçının ötesinde çok daha merak edilir bir hale geldi benim için. Özellikle çok da güven verir bir görüntüde olmayan Alman defansı-Löw'ün takımı bu kadar ofansif oynatmasında bunun da bir etken olduğunu düşünüyorum- da mevcutken ibrenin iki tarafa da eşit uzaklıkta olduğunu düşünüyorum. Arjantin'in nispeten rahat rakiplerle oynamasına rağmen, Almanya'nın da facia İngiltere savunmasına rağmen ve yenilen Antalyaspor golüne kadar olan sürede oyunun kontrolünü rakibine kaptırdığı gerçeği var. Bu anlamda onların da bu genç takımla daha zorlu bir atmosferde neler yapacağı hala soru işareti gibi duruyor.

Kalbim hem Maradona, hem de 2005'de U-20 Dünya Şampiyonası'nda ilk kez seyrederken çok etkilendiğim Messi ile olacak. O turnuvada, onun takımını nasıl taşıdığını gördüğüm zaman okuduğum Maradona'86 hikayeleri gözümün önünde canlanmıştı. Vasat görünen bir takımı adeta tek başına kupaya uzandırmıştı. O turnuvayı izleyenler için Messi tek başına bir takımı şampiyon yapabilir mi sorularının cevabı asla hayır değildir.

29 Haziran 2010 Salı

Paraguay Kaçar!

Güney Amerika tam gaz devam... Turnuvanın en sıkıcı maçlarından biriydi, belki de en sıkıcısı. En azından uzun zamandır görmek istediğimiz penaltıları izlemiş olduk. Paraguay kazandı ama işi uzatmalara götürerek tek kötülüğü benim mis gibi kupona yapmış oldu. Bir de şu yıllardır kaçan penaltıların üstüne hala penaltıyı doksana asıcam diye kaçıran adamları anlamıyorum. Lucas Barrios güzel insan.

28 Haziran 2010 Pazartesi

Teşekkürler Şili

Şili beklenen etkiyi yapamadı. Grup maçlarındaki o güzel ve heyecan verici futbol bugün Brezilya karşısında sahada yoktu malesef. Bielsa ve o güzel futbolun heyecanına Şili'yi destekledik ama bir kez daha sevdiğimiz bir takımı uğurlamak zorunda kaldık. İspanya maçında cezalı duruma düşen Medel ve Pomce bugün önemli eksiklerdi Şili'de. Lucio'nun ortalığı temizleyerek Juan'ı rahatlattığı pozisyonda gelen golle moraller bozuldu ve hemen arkasından da Fabiano bu güzel hikayeye son verdi. Yine de Şili'ye ve Bielsa'ya sonsuz sevgiler, saygılar.

Brezilya takımının tek sıkıntısı (Sergen Yalçın effect) Dunga'nın kıyafet seçimleri. Koskoca dünya kupası oynanıyor adam hala mahallede camiden eve gidip gelen amcalar gibi giyiniyor. Brezilya federasyonu ya bu adama güzel bi İtalyan takım çeksin ya da Nike bi takım eşofman hediye etsin. Bu turnuva o kıyafetlerle bitmez Dunga.

Robben

Hollanda'da grup maçlarını pas geçen Robben 2.turda takıma döndü ve ilk maçta etkisini gösterdi. Hollanda her zaman bildiğimiz Hollanda'dan biraz farklı ama bu sefer yere daha sağlam basan bir takımlar. Slovakya'da da Ankaragücü'nün forveti Wittek turnuvanın yıldızlarından biri oldu resmen. Gökçekler sandığımızdan daha akıllıca bir hareketle sezon öncesi bonservisini almışlar. Turnuva sonrası iyi teklifler gelebilir.

Burda da fanatik Hollanda'lı arkadaşımız Oğuz Başkaya'nın amcasını görüyoruz. Her zamanki gibi Hollanda tribünlerinde yerini almış. Hup Holland hup!

27 Haziran 2010 Pazar

Almanlık Ne Güzel #2

2001 Münih'in anılarıyla geçtik ekran karşısına. Maç sonu Lineker geyikleri her tarafı alıp götürmesin diye bile İngiltere desteklenirdi ama Rooney, Gerrard gibi adamlar varken kendi adıma zaten pek sevmediğim Almanya'yı destekleyemezdim. İngiltere elemelerdeki İngiltere değildi, Rooney'in sezon içindeki Rooney'le alakası yoktu vs. ama bu İngiltere de bir yerde patlayacak artık diye düşünüyordum. Bunun için de Almanya'dan daha güzel maç olamazdı heralde İngilizler için. Ama beklenilenlerin hiçbirisi olmadı İngiltere adına.

Tamamı Premier Lig futbolcularından oluşan bir takımın bu kadar temposuz oynamasını aklım almıyor. Daha doğrusu sahada premier ligdeki maçlarla en ufak bir alakası olmayan bir takımın olması benim canımı sıkan. Kaldı ki bu adamlar Premier Lig'in en iyi oyuncularından oluşuyor çoğunlukla. Tabii burdaki en önemli etken Capello sanırım. Bugüne kadar elindeki kariyere laf eden çarpılır ama şu turnuvadan ve özellikle maçtan sonra yerden yere vuracaklar kendisini. Premier Lig temposunun yanına bile yaklaşamamasını yine anlayabiliriz ama bugün yenilen goller de "E hani nerde kaldı bunun İtalyanlığı?" dedirtiyor. Maç 2-1 ve dakika 60 iken geride sadece bir adam bırakarak Lampard'ın kaleye şut atacağı dünden belli olan bir frikiğe topyekün gitmek Mehmet Özdilek ve Antalyaspor'un bile beceremediği bir iş. Yazık.

Tabii sadece Capello'ya laf etmekle geçiştirilemez bu kepazelik. Terry, Upson ve James üçlüsü, Almanya resmen gole giderken sarı kart uğruna adamı faulle durdurmayı akıl edemeyen Johnson diye gider. Yarından itibaren İngilizler ağır bombalayacaklar Capello'yu, Rooney'i, Terry'i ve tüm takımı. Bu mağlubiyet de sanırım en çok hakemin işine gelecek çünkü bu maçın ardından kendisinin üzerindeki ilgi bir hayli azalacak ama İngilizler'in onu da unutacağını sanmıyorum. Onun da sırası gelecektir ki gelmeli de. O gol verilseydi geyiklerine girmeye gerek yok ama Dünya Kupası 2.tur maçında yarım metreyi görmeyen hakem de olmaz.

Almanya bu galibiyetle iyi sükse yaptı fakat bir sonraki turda Arjantin 2006'nın hesabını görecektir diye umut ediyoruz.

Oops, System Error!

Foto: Reuters

26 Haziran 2010 Cumartesi

Kobe Bryant Afrika'da

Nba'de sezon biter bitmez oyuncular tatillerine başladı. Lakers'lı oyunculardan Sasha Vujacic sevgilisi Sharapova'yı izlemek için Wimbledon yollarını tuttu, Kobe Bryant da Amerika Milli Takımı'nı desteklemek üzere Afrika'ya ulaşmış bugün. Formasını da çekip tribündeki yerini almış. Yalnız şu an için pek uğurlu geldiğini söylemek zor, Gana 1-0 önde. Fakat 2008 Türkiye havası yakalayan "Comeback Kings" bu maçı alacaktır diye düşünüyorum.

Luis Suarez

Suarez'in golüyle Uruguay çeyrek finalde. Güney Amerika takımları tam gaz devam ediyorlar turnuvaya. Korkum şu ki; Şili Brezilya'ya karşı oynamak zorunda kaldığı için turnuvaya veda edebilir. Forza Şili.

Bu güzel fotoğraf da BBC'den.

25 Haziran 2010 Cuma

Fabio Capello



Slovenya maçından Fabio Capello görüntüleri...