16 Mart 2012 Cuma

Beşiktaş - Atletico Madrid: Belki Şehre Bir Film Gelir


- İtiraf edeyim, dün akşama kadar Beşiktaş’ın turu geçeceğine dair inancım sıfırdı. Lakin dün akşam Chelsea’nin çatır çutur oynayarak Napoli’yi elemesini izledikten sonra, kafamda ufacık bir “Acaba?” oluştu. Hesaba katmadığım şey, Beşiktaş’ın bir Chelsea olmadığıydı.

- Bir de maça “Yürü Güneşe” ile çıkmak da hafif bir gaz vermedi değil. Sonra beklentilerimi düşürdüm, en azından koşsunlar, üstlerinde forma varken kansızlık yapmasınlar, elensek de koymaz diye düşündüm. Elenmemiz pek koymadı da, takımın tamamının sıçması koymadı değil.

- Maça klasik “Gol atmak zorunda olan Türk takımı” gazıyla girmesek, işler daha değişik olabilir miydi, sanmıyorum. Ama beşinci dakikada İsmail’in ortasında, Almeida’nın göğsüyle indirip Simao’nun gelişine vurduğu top kaleye girmeyince, işlerin bizim istediğimiz gibi gitmeyeceğini az çok anladık zaten.

- Arda’yla Ekrem’i karşılıklı oynarken görünce; akıllar bir an 2009-2010 sezonuna gitti. Ali Sami Yen’deki maçta Mustafa Denizli 9 kişiyi sahaya dizmiş, Ekrem’i de Arda’nın başına vermişti; 3 yemiştik o maç. Hatta Mustafa Sarp’tan gol yemiştik. Serdar Özkan’a edilen küfürlerin yavaş yavaş çoğalmaya başladığı maçtır.



- Arda’yı yuhalama mevzusu aslında çok basit bir konu. Arda Galatasaray’da oynarken de İnönü’de yuhalanıyordu; Arda Atletico’da oynarken de İnönü’de yuhalandı. Yerli futbolcuya yurtdışında oynadığı için kültür ateşesi muamelesi yapmaya gerek yok. Arda yuhalanır, maç sonunda Arda, “Ya ben çok konuşmayayım, konuşunca yine laf oluyor” der; bu döngü böyle devam eder, çok büyütülecek bir durum değil.

- Bu yuhalama işinin ağababasını, 2004-05 sezonunda Efes Pilsen yapmıştı. Playoff turunda Efes Panathinaikos ile eşleşmişti, Pana’da da o sene NBA’de kullandığı tek şutta blok yiyip geri dönen İbrahim Kutluay vardı. Serinin ikinci maçı Abdi İpekçi’deydi, ben dana gibi bir hafta önceden maça bilet almıştım; maçtan bir gün önce maç Efes maçı ücretsiz yapmıştı. O dönem maçlara kamerayla gitmek gibi bir alışkanlığım olduğundan, o maçın kasedi hala bir yerlerde durur.

- Neyse, İbo’ya geri dönersek, o sene hem NBA’de batırdığı için, hem de Fener’e değil de Pana’ya geldiği için salonda inanılmaz bir tepki vardı İbo’ya. İşte top ele gelince yuhalamalar, sahaya su şişesi atmalar filan. Ama asıl tepki, molalarda Demet Akalın çalmasıydı; bütün Abdi İpekçi molalarda “Unuttum boyunu posunu…” diye inliyordu. Beşiktaş taraftarı Arda’ya böyle bir şey yapsaydı bu akşam, yarın bütün taraftarı aforoz ederlerdi.

- Atletico’nun kalecisi Courtois’nın kumaşı güzel. Gerçi bugün kendisine top gelmediği için pek görmedik ama, Cech’ten sonra Chelsea kalesini en az bir 10-12 sene götürür gibi. Tabi Stamford Bridge her osuruk maçtan sonra kaleciyi yuhlamadıkları için de olabilir.



- Hakkaten Cenk’i yuhlayanların allah belasını versin. Amına koyim, Beşiktaş kalesine kim geçiyorsa, kalecinin iyiliğinden kötülüğünden bağımsız, iki kötü maçta yuhu yapıştırıyor herkes. Hakan’ı da yuhladık, Korcan’ı da yuhladık, Ramazan’ı da yuhladık (hem Kurşunlu, hem Özcan), Runje’yi yuhladık; hatta utanmadık, çarpılmayı göze alarak Cordoba’yı bile yuhladık. Daha sonra stadda atkıyı havaya kaldırıp çektiğimiz fotoğrafları Facebook’ta paylaştık. Siktiğimin döngüsü Cenk’i de yiyecek.

- Saçlar 3 numara, kirli sakallı Edu > Ciks saçlı, parlak suratlı Edu.

- Anneyle maç izlemek çok değişik bir keyif. Sivok’un Arda’yı makasa aldığı bir pozisyon vardı, “E ne var istemeden yapmış, beraber düşmüşler.” dedi annem. Evet Sivok için.

- Gol atmak zorunda olan Beşiktaş’ın tarifesi: Holosko + bir miktar yusuf yusuf.

- Ercan Taner’in o anda görüntüde olan Abdullah Avcı ve Okan Buruk’tan bahsederken, bir sıra aşağıdaki Ziya Doğan’ı görmemesi.

- Hakem Tagliavento yakışıklı adam, Desperate Housewives’te filan rahat oynar da, net kırtasiyeci. Renkli fotokopiyle çoğaltmış gibi sarı kart çıkarttı herif.

Foto: Reuters, Getty Images.