18 Temmuz 2010 Pazar

Faithless @ Maçka Küçükçiftlik Park

- Blog portfolyosuna konseri de ekledik ha.
- Kuruçeşme'den sonra Küçükçiftlik ilaç gibi geldi. Mekan zaten güzel yerde, ses sistemi de gayet iyiydi.
- Mekan dışında 5 milyona kutu bira satıyorlardı, herhalde içeride sağlam kitliyorlar diye düşündüm. Tahminim yalan çıkmadı, 8 liraydı karton bardakta bira.
- Ama gecenin yıldızı Olmeca'ydı. Girişte "Bu kuponla beraber bir bardak Olmeca Gold hediye" yazan kuponumuzu aldık. Askılı şirin shot bardakları yapmışlar plastikten, onları boynumuza taktık. Gold'un da tuz değil tarçınla içildiğini orada öğrendim. Büyüksün Olmeca!
- Olmeca'nın Twitter muhabbeti de güzeldi. Büyük ekranda #olmeca hashtag'li iki twitimizi patlattık.
- İçeri girdiğimizde Bedük iniyordu sahneden. İlker'e "Abi buraya gelmişim Bedük mü dinlerim, zaten haftaya filan Babylon'da Balans'ta filan çıkar, oraya giderim" dedim.
- Hakikatten de 24 Temmuz'da Babylon'da çıkıyormuş. Cem, not al evladım.
- Faithless, genelde yeni albümden yapmış setlisti, hemen paylaşalım:

Faithless Setlist Maçka Küçükçiftlik Park, Maçka, Turkey 2010

- Gerçi ben yine konserden önce setlisti görmüştüm. I Want More yoktu bir tek baba şarkılardan, onun dışında temposu güzel ayarlanmış bir setlistti.
- Sun To Me, yeni albümde açık ara en çok sevdiğim şarkıydı. Saf dans müziği, resmen "Ben Faithless'ım" diye bağırıyor. İkinci şarkı olması herkesin şansınaydı, daha konserin başında uçtuk bir kere.
- Merak edenler için söyleyeyim, God Is A DJ yatsı ezanına denk gelmedi.
- Yine de Küçükçiftlik, Maxi Jazz'ın kilisesiydi o şarkıda, bizler de müritleri olarak kendimizden geçerek ibadetimizi yerine getirdik.
- Konsere gelirken düşük bel şort giymeyi nasıl akıl etmişsem, 2 dakikada bir yukarı çekmek zorunda kaldım şortu.
- Maxi Jazz ağabeyin performansı yine göz yaşarttı, Sister Bliss bacımız da cool'luğunu hiç bozmadı, kendisini nikaha alma gibi tekliflerle bağıranlara yüz vermedi.
- Birkaç kez sahneyi vokalistlerine bıraktı Maxi dayı, onlar da seyirciyi soğutmadılar, takdirimi kazandılar.
- Insomnia'da şort gidiyordu ama.
- Insomnia'daki atmosferi de burada anlatamam. Yüzlerce kişi "barış" işareti yapmış ve "I can't get no sleep" diye bağırır halde havaya zıplıyordu.
- Massive Attack konserinde "Ortam biraz durgun olmasına rağmen ben kendim gibileri buldum" diyordum ya, burada da ortam çok iyiyken ben hep öküzlerin arasına düştüm. Kollarını bağdaş yapmış konseri izleyen adam mı dersin, içki sırasına giden arkadaşlarını görebilmek için konseri arkası dönük izleyenler mi dersin, hepsi etrafımdaydı yani. İlker'le zıplayıp durduk.
- What About Love'daki görsel şov çok güzeldi.
- Not Going Home'da tekrar dağıldık. Hakikatten 2010'un en güzel gelişmelerinden biri Faithless'ın tekrar kendine özgü dans müziğine dönmesi. Son albümü ister konserde, ister yolda dinlerken ister istemez dans etme ihtiyacı duyuyorsunuz. Sözleri de çok güzel, "Till I can take you with me I'm not going home". Eşin evi mi terketti, git annesinin evinin önüne, bu cümleyi kömürle filan yere yaz, alttan da ver şarkıyı. Tekrar barışmazsanız, gel suratıma tükür.
- Bitirişi de We Come One'la harika yaptılar, parmaklarımızı yukarı kaldırdık, hepimiz bir olduk. Maxi dayı "We come" diyordu, biz "One!" diye çoşuyorduk.
- Konser çıkışındaki Fener'e opera çeken Beşiktaşlı grup da iyiydi, arkadan üstünü çıkarmış ve "Orospu çocukları!" diye bağırmasından Fenerli olduğunu düşündüğüm bir arkadaş onların üzerine yürümeye çalışıyordu, arkadaşları sakinleştirdi. Çok merak ediyorum gitse ne olacaktı acaba.
- Perşembe The Cranberries'deyim, edinebilirsem İrlanda bayrağı ile geleceğim konsere.



Video: Emre

2 yorum:

Sheed dedi ki...

cranberries'e geliyorum, lunaparkın oralardan kesiyor olurum sahneyi..

İlker dedi ki...

e cranberries konserinden haberler bekliyoruz.